Site İçinde Ara

Ana Sayfam


ILICA KÖYÜ (CİNAL)

     
            ILICA KÖYÜ (Cinal) Şavşat- ARTVİN
            Artvin ili nin Şavşat ilçesine bağlı Ilıca Köyü Gürcistan ile sınırı olan şirin bir köydür. Köyümüz gölleriyle, dağlarıyla, kaplıcalarıyla, doğal güzellikleriyle gezmeye görmeye değer bir çok değeri içinde barındıran bir köydür.
              Köyümüzün insanları hep görevleri nedeniyle diğer illerimize göç etmiş olmasına rağmen tatillerde köyümüzü ziyaret etmekteler. görevleri nedeniyle köyümüze gelemeyenlere köyümüzden onların özlemlerini hasretlerini bir nebze olsa bile dindirmek geçmiş günlerini hatırlatmak ve bu gün bu köyde neler olmakta bunları tanıtmak için bu siteyi hazırlamış bulunmaktayım.
                Umarım beğenir ve bu sitenin gelişmesi için katkıda bulunursunuz.

 Saygı ve Sevgilerimle
 Yüksel Topcu



K
   
----
https://youtu.be/Izfl8li1FqA
---
-- 


Köyümüz gençlerinden Cem Arslan kardeşimizin drone ile köyümüzün video çekimini izlemek için yukaridaki resmin uzerine veya buraya tıklayın
ILICA KÖYÜ (cinal)
Benim köyüm çok köylerin başıdır Yeri engebeli azdır düzleri
Vatan hududunda sınır taşıdır İnsanları güzel güleç yüzleri,
Kışı soğuk ellerini üşütür Turizimci gelse görse bizleri
Karasal iklimi vardır köyümün Gezilecek yeri vardır köyümün
Vilayeti Artvin, Şavşat' a bağlı
Çoruh bizde doğar tarihten çağlı
Garip bir ozanım yürekten dağlı
İsmi ILICA dır benim köyümün
Necati Yaşar (ılıca)
GÖRDÜN MÜ?
Köyde bıraktığın yerin yurdunu, Ölen ölmüş seni bekler sağların,
Aynı duruyormu diye sordun mu? Yazı bizsiz geçer yüce dağların
O güzel bahçeli evin ardını, Gazel vurmuş hep dağılmış bağların,
Kırılmış dal budak olmuş gördün mü? Kurumuş çiçeğin solmuş gördün mü?
Burnumda tütüyor her bir diyarın Faydası yok yaraları deşmenin
Bugün bir şey değil kötüsü yarın, Sonu buydu gurbet ele düşmenin, 
Orda kalmış üç beş ihtiyarlırın Kız geline bol su veren çeşmenin
Hanesi dağılmış sönmüş gördün mü? Üzerine baykuş konmuş gördün mü?
Mevsimi gelince herşen bol idi, Alaattin Kmseye olmadı kastın,
Tarlaların sürülmüştü cil idi, Artık sen köyünden ümidi kestin
Şimdi herkes kapısına kilidi Belki yıllar önce en büyük dostun
Zırza düğme çakıp vurmuşu gördün mü? Haberin olmadan ölmüş gördün mü?
Alattin Demirci (uket)
---

TARİHÇEMİZ


        İnsanlar. doğup büyüdükleri,çocukluk ve gençlik çağını geçirdikleri yerleri unutabilirler mi? 
Asla unutamazlar. Ben unutamadım. Sanırım hiç kimse unutamaz Hele bu Doğu Karadeniz' in Artvin'i olursa durum daha da değişir. Ekonomik nedenlerle terk etmiş olduğun bu yerlerin bir gün özlemini çekersin. Büyük şehirlerin gürültüsü, her çeşit kirliliği yaşın ilerledikçe seni iyice bunaltır. O zaman doğanın özlemini duyar, köyün yolunu tutarsın. Çocukluk yıllarının beş sınıflı okulu tek öğretmeni okul olmuş, altmışlı yılların insanının köylerde çeyreği bile kalmamış. Sonra çocukluğunu, gençliğini düşünürsün.
Bu düşünce seni köyün ilk kuruluşunu bulmağa kadar götürür. Fakat bilen yoktur köyün kuruluşuyla ilgili tarihi. Sende Artvin ve dolayları tarihi içinde ele alırsın köyüne!. Sonra anlatmağa çalışırsın insanların kahırlı yaşantıların!.
   Artvin'in arazisi, deniz seviyesinden başlayıp üçbindokuzyüz metreyi bulan dağları jle oldukça engebeli bir arazi yapısı vardır. Tamamen Karadeniz iklimi etkisi altında olan yörenin bitki çeşitliliği çok fazladır. Buralarda her çeşit orman ağacı türüne rastlanır. Dağların başlıcaları :  Kaçkar(3937), Karçal(3539), Göze Dağı (Arsiyan 2800), Cindağı (3000), Sahara (2799),metre yüksekliktedir.
Artvin yörelerinde yerleşim çok eski çağlara dayanır. M.Ö. Beşbin yıllarından itibaren Türk kökenli Sümerle,le soydaşoldukları sanılan Hüriler'in yerleştikleri saptanmıştır. Dahasonra Asurlular, Urartular hakim olmuşlardır.
M.Ö.680 yıllarından sonra Kür ve Aras boylarını, Kafkasları aşarak gelen Saka (iskit) hakimiyetine geçmiştir. Sakaların hakimiyeti 500 yıl olarak sürmüştür. M.S. Oğuz Partlar, Sasaniler, Bizans, Şamanlar, Hazarlar, Alpaz(Gürcü) ve Baratlılar devirleri görülür. Daha sonra Selçukluların eline geçen yöre Apkazya, Saltıklılar, Apkaz beylikleri ve Selçuklular arasında el değişmesi görülür.
1240 yıllarında Moğol saldırılarına uğrayan yöre daha sonra ilhanlı Devleti hakimiyetine geçmiştir. Bu dönemlerde yöre Cakelliler ve Çıldır Atabekleri tarafından yönetilmiştir. Çıldır Atabek'leri devri (1520-1566) Kanuni Sultan Süleyman zamanında son bulmuştur. 1877-1878 Osmanlı Rus savaşına kadar yöre Osmanlı hakımiyetinde üçyüz yıl kalmıştır. ikinci Abdülhamit döneminde Ruslarla yapılan Ayastefones Antlaşması ile Kars, Ardat'lan ve Batum savaş ödentisi olarak Rusya'ya verilir. 3 Mart 1918 Brest- litovsk antlaşmasına kadar kırk yıl yöre esaret içinde kalır. Bu dönemde birçok insan kaçarak başka yerlere göç etmiştir. Birinci Dünya Savaşı sonun?a yapılan Mondros  Mütarekesi sonucu bu yöreler önce ingilizlerin sonra da Gürcüler'in işgaline uğrar. Kurtuluş Savaşı sonunda 27 Şubat 1921 günü tekrar düşman ışgalinden kurtarılır.
Bu yörelerin tarihi içinde Şavşat tarihi de yer alır. Şavşat ismi Türkçe köklere dayanmaktadır. Kara anlamında ŞAV ve Orman anlamına gelen Şad kelimelerinin birleşmesiyle Şavşat ismi oluşmuştur. Şavşat ilçesi Artvin ilinin kuzey doğusunda yer alan şirin bir kasabadır.
Ar'siyan, Kanlı dağlar, Cindağı ve Yalnızçam Dağları Ardahanla olan sınırı çizerler. Kuzeye doğru yükselen engebeli ve ormanlık alan Gürcistan sınırına kadar dayanır. Şavşat'ın yüzölçümü 1300 km. kare kadardır.
Şavşat engebeli bir araziye sahiptir. Ekilebilir arazisi azdır. Birçok yeri ormanlıktır. Çam, köknar ve senaver ağaçları daha çok yer tutar. Bu arazi içinde büyük düzlükler yoktur. Vadiler,arasında akan dereler, yükseklerde küçük göller, birçok yerde şifalı suları mevcuttur. Şavşat'tan inen sular Artvin yakınlarındaki Çoruh'a karışmaktadır.
Şavşat'ın köy sayısı 67'dir.Meydancık bucağı ve köylerinin ana dili Gürcücedir. Diğer çoğunluktaki köyleri n anadili Türkçedir. çağatay lehçesindedir.Ahıska şivesini andırmaktadır.
Şavşat'tan biryol Ciritdüzü, Cevizli, Kayadibi, Atalar, Çorakl, ve Çermik köyleri üzerinden Ilıca'ya ulaşır. Ilıcadan sonra Demirkapı Köyü vardır. Bu yol topraktır. Kış aylarında bu yolla araçla Ilıcaya ulaşım sağlanamaz. Diğer bir yol Şartül'den ayrılarak Meydancık yoluyla Sürevan, Akdamla ve Çermik Köylerinden sonra yine Ilıca ya varılır. Bu yolun zemini sağlam olduğundan ulaşım buradan sağlanır.
Bu köylerin kışları çok ağırdır. Bazı yıllar üç metreye yakın kar düşer. Birçok aile topraktan, altı aylık mahsülünü bile çıkaramaz. Bu topraklarda; arpa, buğday, patates gibi yiyecek ürünleri bir miktar yetiştirilir. Elma, armut, kiraz gibi meyveler bulunmaktadır. En zenginin üç, beş ineği,yirmi otuz koyunu, bir çift öküzü bulunurdu. Bu hayvanlarla yaylaya çıkılır, iki ay kadar yaylacılık yapılır. Bu ekim, dikim ve hayvan besleme işleri 1970 yılından sonra iyice azalmıştır. Türkiye'de doğudan batıya başlayan göç bütün köyleri etkilemiştir. Köylerde genellikle yaşlı insanlar kalmışlardır.


 " Bu yörenin bütün köy, evleri ahşaptır. Yuvarlak ağaç tomruğundan yapılan alt katlar hayvan barınağı (ahır) olarak kullanılır.Üst katlar çam veya köknar ağaçlarının el hızarıyla biçilmiş kalın tahtalardan geçme olarak yapılır. Çatılar son yıllara kadar Bedevra denen tahta ile örtülür. Bedevra nın yerini şimdi sac almıştır.. Depreme çok dayanıklı olan evlerin  düşmanı Yangındır. Doğup büyüdüğüm, aşını ekmeğini yediğim Ilıca köyüm sekiz mahalleden oluşur. Dört mahalle iç içe dördü ise ayn ayrı mezralar şeklindedir. köyün ne zaman kurulduğuna dair bir fikrim yoktur, Bu köylere ilk yerleşenlenn Ahıska ve Batum üzerinden gelen Türklerden oldukları söylenir. Şive, Ahıskadan gelen Türklerin şivesiyle aynıdır. Rusya ile yapılan son hudut tespiller'inde Ilıca köyünün Çiruğ denen yaylası Gürcistan sınırları içinde kalmıştır Şimdi yaylacılığa Ardahan mıntıkasında olan Cenkelek yaylasına çıkılmaktadır. Cenkelek yaylasına yedi sekiz köy çıkmakta ve çok neşeli yaylacılık yapılmakdaydı. Şimdi yaylaya çok az  30 hane çıkmaktadır.
Yetmişli yıllara kadar köyde yıllık yiyeceği içeceği bulunan ayağında yeni çarığı  sırında kalın paltosu olan zatlara ağa derlerdi. Abbas Ağa, Teyfik Ağa, ilyas Ağa gibi. Bizim köyde Ağa sayılabilecek yedi sekiz kişiyi geçmezdi.
Bu cıvar köylerde kahvehane açılmazdı. Belirli kişilerin odalarında toplanıIır sohbet edilir, hikayeter anlatılır, aşıklar gelmişse dinlenilirdi.1932 yılına kadar eski türkçe ile okur yazarlar bulunurdu. Turan Efendi Köroğlu hoca çok saygın hocalar?an oldukları söylenirdi. 1930-1950 yılları arasında Lagünet mahallesinden ılyas Ağa köyün en varlıklı kişisi olduğu anlatılırdı.

          Ilıca Köyü Şavşat'ın en uzak köylerinden biri. Eski adı Cinal. Gürcistan sınırın da bir köy. Yaya olarak Şavşat'a uzaklığı bir günlük mesafede. Yedi köyün ötesinde bir köy. Ne zaman kurulmuş, Cinal ismi niçin verilmiş köyde bilen yok. Cumhuriyet döneminde, şifalı sularının bulunmasından dolayı ismi ILICA olarak değiştirilmiş.
 Oldukça parçalı bir arazi yapısı vardır Ilıca'nın. Uzak . mahalleleri ile oldukça geniş bir araziye yayılmıştır. En uzak mahallesi Lagünet mahallesidir.
Lagünet derin ve kayalık bir vadinin kuzeyinde kalır. Dik yamaçlı sıralı kayalıkların arkasında. Yine küçük bir derenin aktığı dar bir vadi uzanır orada.
önünde iki başlı dik bir kaya yükselir. Bu kaya kilise kayası diye anılır. Bu mahallenin her çocuğu tırmanmıştır Kilise kayasına. Çok eskiden kalma kireçli duvar ve kazan şeklinde oyuk kalıntılar bulunmaktadır. Bu kaya çok eskilerde belki bir şato olarak kullanılan bir yerdi. Bu kaya üzerinden bakınca civardaki birçok alan gözler önüne serilir. Ilıca Köyünün bütün arazisi, çayırları, bayırları , doğudaki  Göze Dağı (Arsiyan dağı) ve gürcistan sınırındaki tepeler buradan izlenebil.ir.
Lagünet mahallesinin kuzey tarafı hudut boylarına kadar kademe kademe yükselir. Meşe,Karaağaç gibi yapraklı ağaçlardan sonra çam, köknar ve ladin gibi iğne yapraklı ormanlar yen alır. Bu küçük vadide küçük tarlalar yer alır.
Mahallenin evleri küçük dereye paralel olarak uzak uzak sıralıdır. Tahmini binsekizyüz yıllarında üç değişik aileden üç hane gelip buraya yerleşmiştir. Çünkü şimdi burada yaşayan insanlar üç değişik soyadı taşımaktadırlar. Üç hane bir buçuk veya iki asırlık zaman içinde yirmi haneye kadar çıkmışsa da 1960'11 yıllardan sonra göç vermeğe başlayıp tekrar sekiz haneye inmiştir.
Eskiden dedelerimiz vadi boyundaki elverişli orman alanlarını kesip tarla, çayır haline getirmişler. Yolsuz, izsiz, bakımsız kalmış bu yörelerde insanlar bir çift öküzü, birkaç ineği, birkaç koyunu beslemiş, ormandan açtığı tarlalarda arpa, mısır, patates gibi ürünler yetiştirerek hayatı devam ettirmişler. Padişahlık dönemi baskısı, Rus esareti ve Çirüğ denen yaylalarının son sınır tesbitiyle elden gidişi burada yaşayanları ıstıraplara sokmuştur. Atalarımız ilkel bir hayat yaşamış buralarda. Ocaklarda çıra yakmış aydınlanmışlar. Ayakkabı yokmuş çarık giymişler. Besledikleri koyunların yününden elde iplik yapıp kendi icatları ağaçtan tezgahlarda kumaş dokuyup giymişler. Bazı bez, gaz, tuz, şeker ihtiyaçlar'ını Çarlık döneminde Batumdan sırtlarıyla getirirlermiş.
Zaman içinde hep sıkıntılar sıkıntılar sürüp gitmiş. Bu yörenin insanları açlığa kıtlığa rağmen hep barış içinde olmuşlar. Yüz kızartıcı suçlar ve kan davaları hiç yaşanmamış buralarda.

Lagunet Mahallemizden  Emekli öğretmen Mehmet Seçkin in kaleminden Köyümüz
Artvin İlinden Şair Dilinden Adlı Kitabından